8 Mayıs 2011 Pazar

İSTANBUL LALELERİ







Osmanlı İmparatorluğu zamanında 1718 –1730 yılları arasındaki dönem Lale Devri olarak anılır. Bu isim, dönemi tarif etmek için Cumhuriyet yıllarında konulmuştur. Bu yıllar arasında İstanbul ’da yaygın olarak lale yetiştirilmesi, dönemin lale çiçeğiyle anılmasına neden olmuştur. O yıllarda İstanbul da 200 kadar lale soğanı çeşidi bulunduğu söylenir. Mahbud isimli soğan dönemin en pahalı lalesidir. Berri lale, kara lale, lale-i dağdar, eşek lalesi, lale-i hamra, beyaz lale, dülbent lalesi, lale-i deşti de tanınmış lale çeşitleridir. Lale Devri padişahı III.Ahmet’ tir. Lale Devri, Osmanlı İmparatorluğu’ nun Prut ve Pasarofça Antlaşmalarını imzalaması sonrası başlamıştır. O dönemde Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşanın öncülüğünde, başta İstanbul olmak üzere pek çok noktada yeni köşk ve saraylar, sebil ve çeşmeler, camiler, parklar inşaa edilmiştir. Haliç’in ıslahı da bu döneme rastlar. İmparatorluk matbaa ile de Lale Devri yıllarında tanışmıştır. İbrahim Müteferrika tarafından kurulan matbaanın ihtiyacı üzerine Yalova Kağıt Fabrikası faaliyete geçirilmiş, ayrıca kumaş ve çini fabrikaları yapılmıştır. İstanbul ’un ilk itfaiye teşkilatının kurulması da bu dönemdedir. Sadrazam Damad İbrahim Paşa’nın da kontrolünde pek çok tarih kitabı yine bu dönemde yazdırılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu ilk konsolosunu da Viyana’ya Lale Devri’nde göndermiştir.


Dönem, ayrıca Sa'dâbâd, Vezirbahçesi, Serefâbâd Bag-i Ferah, Emnâbâd, Tersane Bahçesi, Çırağan Bahçesi, Bebek, Besiktaş’taki köşk ve kasırlarda düzenlenen eğlencelerle tarihe damgasını vurmuştur. Bu dönemde pek çok ünlü şair ve ressam da eserler vermiştir. Lale Devri şair Nedim’in dizelerinde sıklıkla tarif edilir.


Lale Devri, Patrona Halil İsyanı ile son bulmuş ve o yıllarda inşaa edilen pek çok köşk ve kasır ile lale bahçeleri de tahrip edilmiştir.


İstanbul Lalesi


Lale, İstanbul’un simgesi olarak kabul edilir. İstanbul Lalesi özellikle 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 18. yüzyıl arası en parlak dönemini yaşamıştı. İstanbul Lalesi, Avrupa lalelerinden çok farklıydı. Ancak ne yazık ki bu lale türü 19. yüzyılda yok olmuştu. İstanbul Lalesi; badem şekli çiçekli, hançeri yapraklı ve sivridir.


Lale’nin pek çok çeşidine rastlanıyor. Bunlar arasında en dikkat çekicilerinden biri de İstanbul Lalesi’dir. İstanbul Lalesi, form itibarıyla alışılmış lalelerden oldukça farklıdır. Hançeri sivri yapraklı, badem şeklinde çiçekleri olan İstanbul Lalesi’nin bir zamanlar 1588 çeşidi olduğu söylenirdi. İstanbul Lalesi’ni tanımadan önce lalenin Anadolu’daki yolculuğuna kısaca göz atalım:


Selçuklular, Anadolu’ya lalelerle birlikte yerleştiler. Bu topraklara lale soğanları ekmekle kalmayıp; camileri, mezar taşlarını, sanat eserlerini, sarayları lale motifleriyle süslemeye başladılar. 11. yüzyılda Anadolu’ya giren laleye 13. yüzyılda Mevlana’nın dizelerinde de rastlarız. Osmanlılar da laleyi çok sevdiler ve fethettikleri toprakları lalelerle süslediler.İstanbul’un fethinin ardından lale Avrupa topraklarına ayak bastı. Padişah kaftanları, saray eşyaları da lale motifleriyle bezendi. Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve III. Ahmet “Lale” ye en düşkün padişahlardı.


Lale Devri


İstanbul Lalesi adı verilen, iğne uçlu taç yapraklı çiçek 16. yüzyıldan itibaren kendini gösterdi. 18. yüzyılın başında Osmanlı Tarihi’nde adını bir devre veren lale, artık her yıl düzenlenen özel festivallere konu oluyor, tüm İstanbul rengarenk lale bahçeleri içinde eğleniyordu. III. Ahmet Dönemi’nin bu eğlenceleri Levni’nin resmettiği birbirinden güzel eserlerde görülür. Lale Devri’nde Osmanlı başkenti İstanbul sadece lalelerle süslenmekle kalmaz; ülkede yenilikler peşpeşe gelir. İlk matbaa, kumaş, kağıt fabrikaları, Avrupai mimari tarzı, Haliç’in islahı bu döneme rastlar.


Bu dönemde laleler renk ve şekillerine göre farklı isimler alır ; fevvarei nur (nur fıskiyesi), necmi çemen (çimen yıldızı) , lali muzab (erimiş yakut; erimiş dudak) , dameni dür (inci eteği) gibi tamlamalarla çağrılırdı. İstanbul’un Laleleriyle ilgili kitaplar kaleme alınıyordu.


İstanbul Lalesi Yeniden Hayat Buluyor


Yıllarca İstanbul’u süsleyen bu özel lale 19. yüzyıl ile birlikte kayboldu. İnce yapraklı narin laleler görülmez oldu. Başlatılan genetik çalışmaların ardından, İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin çabalarıyla İstanbul Lalesi yeniden yaşama döndürülüyor. İstanbul yıllar sonra yeniden kendine has bu zarif bitkiyle süslenecek. Çünkü “En güzel lale İstanbul’da yetişir...”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder