25 Nisan 2012 Çarşamba

İSTANBUL NOSTALJİ

TOPHANE 1960
ŞİŞHANE MEYDANI
FENER PATRIKHANESİ

GALATA KÖPRÜSÜ


BEYOĞLU

TAKSİM MEYDANI

FATİH CAMİİ

SÜLEYMANİYE CAMİİ

GALATASARAY LİSESİ ESKİ HALİ

GALATASARAY LİSESİ YENİ HALİ


 
UNKAPANI KÖPRÜSÜ

21 Mart 2012 Çarşamba

Aynalı Kavak Yazlık Köşkü

Aynalı Kavak Yazlık Köşkü 18 inci yüzyılda yapılmış ve daha sonra çeşitli sultanlar tarafından restore ettirilmiştir. 1718′de takılan, bir kısmı Venediklilerden hediye aynaları nedeniyle bu ismi aldığı sanılmaktadır. Haliç üzerindeki saray, geleneksel Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)

Haliç kıyısında bulunan, günümüzde Aynalı Kavak Kasrı adıyla tanınan yapı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde “Aynalı Kavak Sarayı” ya da “Tersane Sarayı” olarak bilinen yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir. İstanbul’u tanıtan tarihsel kaynaklardan, yörenin Bizans döneminde de imparatorlara ait bir dinlenme yeri olduğu anlaşılmaktadır. Haliç kıyılarından Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen ve bu büyük bağ ve koruya; İstanbul’un Fethi’nden sonra, Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak padişahlar da ilgi göstermiş ve Osmanlı İmparatorluk Tersanesi’nin Kasımpaşa’da kurulup gelişmeye başlamasıyla birlikte yöreye “Tersane Has Bahçesi” adı verilmiştir

Çinili Köşk


Çinili Köşk Müzesi koleksiyonlarında 11.- 20.yüzyıl başlarına tarihlenen Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 2000 civarında eser bulunmaktadır. Müze’nin koleksiyonlarını 1981 yılında konum olarak yakınlığı nedeniyle İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlandığında mevcut olan eserler ile arkeolojik kazılarda bulunan, satın alma, bağış ve müsadere yoluyla giren eserler oluşturmaktadır. Bu koleksiyonlardan seçilen çini ve seramikler; girişin solundaki odada Selçuklu Dönemi, sol taraftaki dışa açılan eyvanda Slip teknikli ve Milet işi, orta salon ile birlikte beş köşeli çıkıntılı odada İznik yapımı, Gülhane Parkı’na bakan sağ köşe odada Kütahya yapımı ve dışa açılan sağ eyvanda ise Çanakkale yapımı eserler olmak üzere girişin solundan başlayarak devam eden bir yerleşim düzeni içinde sergilenmektedir.

15 Mart 2012 Perşembe

Beyazıt Hamamı

Beyazıt’ta Ordu Caddesi üzerinde bulunan, Beyazıt Hamamı; Yavuz Sultan Selim’in annesi Hürrem Sultan tarafından, Edirne’de inşa edilen mescide gelir sağlamak için 15 yy.da yaptırılmıştır. Patrona Halil Hamamı olarak da bilinen mekan; bu adı, bir dönem hamamda tellaklık yapan bir isyancıdan almıştır.Yapı çifte hamam olup; kadınlar kısmının kapısı Kimyager Derviş Paşa Sokağına, erkekler kısmının kapısı da Ordu Caddesi’ne açılır.

Erkekler kısmına üzeri kubbeyle örtülü camekandan girilir. Buradan ılıklığa geçerken üzerleri küçük kubbelerle örtülmüş dört tuvalet ve bir temizlik odası göze çarpar. Ilıklığın sağ ve sol tarafında kubbeli ve içinde tahminen üçer kurna bulunan sofalar vardır. Hamam hararesinin dört köşesinde kubbeli halvetlerin yanı sıra, hararenin ortasında günümüze ulaşamamış bir de göbek taşı bulunmaktadır.

Hamam’ın Kadınlar kısmı da erkekler kısmıyla benzer yapıda olup; hamamın su ihtiyacını karşılayan kuyu, kadınlar kısmı tarafında ve İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nin arkasında bulunur.
1930’lu yıllarda kapatılan hamam; bir süre depo olarak kullanılmış, Bu esnada büyük hasar görmüş ve uzun yıllar bu şekilde kalmıştır. Günümüzde İstanbul Üniversitesi’ne ait olan mekan, tarihi dokuya uygun ve estetik kaygılarla restore edilmeye çalışılmaktadır.

İSTANBUL POSTERLERİ





8 Mart 2012 Perşembe

TÜRKİYE TANITIMLARI

Pierre Loti

Eyüp Sultan Camii’nin yanındaki mezarlıkların arasından upuzun merdivenleri tırmanmaya başlarken, bir yandan Haliç’i seyrediyor, bir yandan da ortamın yaydığı mistik huzuru soluyorsunuz. Yolun sonunda karşınıza tarihi Pierre Loti Kahvesi çıkıyor. Birkaç yüz yıllık geçmişe sahip kahve eşsiz manzarasıyla sizi alıp eski zamanlara, Cenevizlilere, Osmanlılara götürüyor.. 19. yüzyılın sonlarına kadar Rabia Kadın Kahvehanesi olarak bilinen, Fransız yazar Pierre Loti kahveyi mekan tutmaya başladıktan sonra Pierre Loti Kahvesi olarak anılan kahve, yıllardır aşıkların, kendisiyle buluşmak ve şehirden kaçarak spritüel bir huzur solumak isteyenlerin durağı. Pierre Loti, 1850-1923 yılları arasında yaşamış ünlü Fransız yazar ve oryantalist. Deniz subayı olan Loti, Türkiye’ye ilk kez 1876 yılında gelmiş ve bir yıl kalmış. Eyüp sırtlarındaki tarihi kahveyi de o yıllarda keşfetmiş. Haliç’in büyüsü mü bilinmez ama, Pierre Loti’yi oraya çeken bir diğer unsur da Aziyade ismindeki evli bir Osmanlı hanımıymış.

Fransa’da evli olduğu söylenen Pierre Loti ile Aziyade arasında büyük bir aşk olduğu yıllarca efsane gibi dilden dile aktarılmış. Pierre Loti aynı isimli romanında Aziyade’ye olan aşkını gizlememiş. İşte o gün bugündür kahvenin adı Pierre Loti olarak anılmış. Kahvenin bulunduğu tepeye de Loti’nin anısı Pierre Loti Tepesi adı verilmiş.. Bu tarihi kahvenin hemen bitişiğindeki eski merdivenlerden çıkınca sağ tarafta, istanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 1997 yılında Pierre Loti Tepesi’ndeki yapıları istimlak ederek bölgeyi turizme kazandırmak amacıyla başlattığı projenin ürünleri karşımıza çıkıyor; metruk evlerin yerine Osmanlı-Türk mimarisine uygun yapılan ahşap konaklar. Mevcut yapıları muhafaza edilen turistik kompleksin yapımı 2000 yılında tamamlandı. Otel olarak hizmet veren altı konağa, Pierre Loti’ye yakın semtlerin isimleri verilmiş; Ayvansaray, Sütlüce, Eyüp, Balat, Hasköy ve Fener konakları. Turquhause Butik Otel olarak turizme açılan konaklar 68 odalı ve130 yatak kapasitesine sahip. Tarihi konaklarda bir gece konaklamanın bedeli 60-100 dolar arasında değişiyor.İç mekanlar tesislerin içinde bulunduğu tarihi atmosfere uygun objelerle dekore edilmiş. Restoran ve kafenin tavanları kalemkarlar ve nakkaşlar tarafından özenle süslenmiş.

Pierre Loti Tesisin bulunduğu bahçe zevkli bir peyzaj çalışmasıyla ziyaretçilerin rahatça gezebilecekleri bir alana dönüştürülmüş. Pierre Loti’de konakların yanı sıra tarihi eserlerde restore edilmiş. Örneğin, 250 yıl önce idris-i Bitlisi tarafından yaptırılan Sıbyan Mektebinin restorasyonu tarihi mimari’nin korunmasına katkı açısından önemli. Bahçedeki Niyet Kuyusu’na iki rekat namaz kılıp, niyet duasını okuduktan sonra gelenler kuyunun içine baktıklarında kaybettikleri değerli bir şeyin nerede olduğunu gördüklerine inananlar, bu umutla hâlâ kuyunun içini gözleyenler var. Tesisin girişinde Attan Düşen Ali Paşa’nın kabri de bulunuyor. Rivayete göre, rahmetli Paşa’nın padişahla arası açılmış, görevinden azledilmiş. Bir süre sonra padişah tarafından iade-i itibara mazhar olmuş ancak bu kez attan düşüp vefat etmiş. Pierre Loti Turistik Tesisleri’ne gelenler Halic’in muhteşem siluetini izlemenin yanı sıra Miniatürk’ü yukarıdan görme şansına da sahipler.

Mısır Apartmanı

Mısır Apartmanı, İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan tarihî bir apartmandır. Galatasaray semtinde, İstiklal Caddesi ile Acara Sokağı’nın kesiştiği noktada yer alır ve 303-305 kapı numarasına sahiptir. İstanbul’un en büyük kiliselerinden Sent Antuan Katolik Kilisesi’yle komşudur. 1910 yılında, yıkılan Trocadero Tiyatrosu’nun yerine, Mısırlı Abbas Halim Paşa tarafından kışlık konak olarak yaptırılmıştır.

Mısır Apartmanı, İstanbul’un ilk betonarme yapılarındandır. Abbas Halim Paşa tarafından Ermeni asıllı mimar Hovsep Aznavuryan’a yaptırılmıştır. Art nouveau tarzındaki yapının inşasına 1905 yılında başlandı.İnşaat malzemelerinin büyük bir bölümü Fransa’dan getirildi. Yaklaşık 4,5 yıl süren inşaat çalışmalarının ardından yapı, 1910 yılında tamamlanarak Paşa’ya teslim edildi. Orijinal planda bina, zeminde dükkânlar olmak üzere toplam 6 kattan oluşuyordu. En üst katın bir bölümü çamaşırhane, kalan kısmı teras olarak kullanılıyordu.

İstiklal Caddesi (eski adıyla Cadde-i Kebir), Acara Sokağı ve Akarsu Sokağı olmak üzere üç cepheden yola bakan yapının giriş kapısı ve ön cephesi İstiklal Caddesi’ndedir. Ön cephede gösterişli balkonlar loca boşlukları ve ilk katta geniş pencereleriyle dikkat çekmektedir. Dış cephenin en karakteristik özelliği ise yalın süslemelerle bezenmiş kesme taştan yapılma duvarlar ve cephe heykelleridir. Konağın Sahibi Abbas Halim Paşa tarafından kişisel konut olarak yaptırılmışsa da, Paşa’nın ölümünün ardından yapı, varisleri tarafından katlara ayrılmak suretiyle apartmana dönüştürülmüş ve 1940 yılında dönemin ünlü işadamlarından Hayri İpar’a satılmıştır. İpar ailesinin mülkiyetinde yapıda birtakım değişiklikler yapılmıştır. Mevcut binaya 2 kat daha eklenmiş, ve 9′uncu katın da ruhsatı alınmıştır. Ancak 9′uncu katın yapımı hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.Apartmana sonradan bir asansör de eklenmiştir. Asansör zemin katla 6′ncı kat arasında çalışmakta olup, 7 ve 8′inci katlara merdivenle ulaşım sağlanmaktadır.




Apartman’ın ikinci sahibi Hayri İpar’ın İstanbul’dan ayrılıp Brezilya’ya yerleşmesiyle birlikte, yapı büyük ölçüde boşalmış oldu. Bakımsız kalan binanın %70′i, 2000 yılında Koray İnşaat adlı firma tarafından satın alındı. Bunun ardından apartmanda genel bir onarım başlatıldı ve 5 yıl içinde yapı tümüyle restore edildi. Depreme dayanıklılık testlerinin olumlu olduğu açıklandı.

100 yılı aşkın süredir ayakta olan apartmanın dairelerinde pek çok önemli kişinin yaşadığı bilinmektedir. Türk şair Mehmet Âkif Ersoy, görevi gereği 10 yıl kaldığı Mısır’dan 16 Haziran 1936 tarihinde Türkiye’ye döndüğünde bu apartmanda bir daireye yerleşti ve ölümüne değin burada yaşadı. Bir diğer Türk şair Mithat Cemal Kuntay da bu apartmanda yaşadı ve öldü. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün dişçisi Musevi asıllı Sami Günzberg’in muayenehanesi de Mısır Apartmanı’nda bulunuyordu. Diş muayeneleri için Atatürk’ün binaya ziyaretlerde bulunduğu bilinmektedir. Apartmanda ayrıca Cumhuriyet’in ilk yıllarında önemli moda ve dikimevleri da vardı. Günümüzde apartmanın çeşitli katlarında restoran, tiyatro, sanat galerileri, lokaller ve çalışma ofisleri bulunuyor. Galerist’e ait sanat galerinden birisi de bu binada bulunmaktadır.