28 Şubat 2012 Salı

Dolmabahçe Sarayı


Tarihi Karaköy Semtinden, Beşiktaş İlçesi’ne doğru sahil yolunu takiben gittiğinizde, sol kolunuzdaki Beşiktaş Jimnastik Kulübüne ait “İnönü Stadyumu” isimli yapının çapraz karşısında kalan ve denize nazır konumlandırılmış devasa yapı “Dolmabahçe Sarayı” isimli tarihi binadır.

Marmara Denizi ile İstanbul Boğazı’nın buluştuğu noktaya sahildar olan “Dolmabahçe Sarayı”, otuz birinci Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit döneminde, on sekizinci asrın ikinci çeyreğinde inşa edilmeye başlanmıştır.

Dolmabahçe Sarayı ana hatları ile üç bölümden teşkil edilmiştir. Bu bölümlerden ilki, “Mabeyn-i Hümayun” olarak adlandırılan “selamlık” bölümüdür. Sarayın bu kısmında padişahlar tarafından devlet yöneticileri ve yabancı devlet adamları ile elçiler kabul edilirdi.


Dolmabahçe Sarayı’nın ikinci kısmı ise “Muayede Salonu” adı ile isimlendirilen “Tören Salonu” kısmıdır. Bu bölümde “Devleti-i Aliye” ile alakalı tüm resmi merasimler icra edildiği gibi, yabancı ülkelerin resmi davetlileri şerefine yemekler de tertip edilirdi.
Dolmabahçe Sarayı’nın üçüncü ve son bölümü ise “Harem-i Hümayun” yani “Harem Dairesi” olarak bilinen kısmıdır. Padişahın ailesine ve özel yaşamına ayırdığı tüm zaman Harem-i Hümayun’da geçmektedir.

Dolmabahçe Sarayı’nın “ana yapısı” olarak nitelendirilecek bölümü bodrum katı ile birlikte toplam üç kattan meydana gelmiştir. Eğer harem dairelerinin bulunduğu kısımda düşünülürse, “musandıra“ olarak tabir edilen tavan arası katı ile beraber dört kattan oluştuğu söylenebilir. Osmanlı Devleti’nin çöküş döneminde inşa edilmiş olan “Dolmabahçe Sarayı”, genel itibarı ile batı mimarisinin etkisi altında kalınarak yapılmıştır. Fakat iç dizayn açısından da klasik “Türk Evi” palının devasa biçimde uygulanmış halini andırmaktadır. İskelet olarak nitelendirilen dış kısmı yığma taşlardan yapılırken, odaları, salonları ve diğer kısımları birbirinden ayıran iç kısımlardaki duvarlar tuğla kullanılarak inşa edilmiştir. Yer döşemeleri ise ahşap sanatının nadide örneklerindendir. Kırk beş bin metrekarelik kapalı alana inşa edilmiş olan “Dolmabahçe Sarayı”, iki yüz seksen beş oda, kırk dört salon ve altı hamamdan oluşmuştur. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde ise “Dolmabahçe Sarayı” elektrik ve kalorifer tesisatına kavuşmuştur.



Devlet işlerinin tamamının yürütüldüğü “Mabeyn-i Hümayun” bölümü tüm ihtişamı ile Dolmabahçe Sarayı’nın en görkemli bölümünü oluşturmaktadır. Hükümdarın ziyaretçilerini huzuruna kabul ettiği “kırmızı oda”, protokolün üst katlara çıkmasını sağlayan kristal merdiven, yabancı ülkelerden gelen elçilerin ağırlandığı “Süfera Salonu”, Sarayın hemen girişinde “Medhal Salon” isimli kısım, hiçbir ayrıntıdan ve lüksten kaçınılmadan dekore edilmiştir.
Dolmabahçe Sarayı’nın üst kısmında bulunan “Zülvecheyn Salonu” ise hükümdarın Mabeyn-i Hümayun’da kendine ayırmış olduğu odaya geçiş yapmasını sağlayan bir geçit konumundadır. Padişahın gündelik yaşamında kullandığı bu bölümde, Mısır’dan getirtilmiş ihtişamlı hamam, çalışma, dinlenme ve yemek odaları bulunmaktadır. Ayrıca Sultan Abdülmecit’e ait kütüphanede işçiliği, kullanılan malzemeleri ve içerisindeki kitapları bakımından ziyaret edilmesi gereken özelliktedir.

Harem-i Hümayun” ve “Mabeyn-i Hümayun” bölümlerini birbirinden ayıran Muayede Salonu ise, Dolmabahçe Sarayı’nda ihtişamın doruklara ulaştığı kısımdır. İki dönüm üzerine kurulu olan salonda; elli altı sütun, otuz altı metrelik bir kubbe ve kubbede asılı dört buçuk tonluk İngiliz imalatı bir avize bulunmaktadır.
Dolmabahçe Sarayı”, Her ne kadar batı etki etkisi altında inşa edilmiş bir saray olsa da “Harem Dairesi” bölümü, tarih boyu yapılmış olan Osmanlı Saraylarındaki gibi mahremiyete uygun olarak tasarlanmıştır. Lakin yine de klasik Osmanlı saray mimarisinin aksine, sarayın dışında inşa edilmemiştir.
Dolmabahçe Sarayı, On dokuzuncu yüzyılın başlarından, hilafetin kaldırıldığı 1924 senesine kadar altı Osmanlı hükümdarının hizmetinde kullanılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 1927 senesinden, 1949 senesine kadar Cumhurbaşkanlığı makamı sıfatı ile hizmet vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, takvimler 1938 senesinin 10 Kasım’ını gösterene dek çalışmalarını Dolmabahçe Sarayı’nda sürdürmüştür. 1984 senesinde alınan kararla halkın ziyaretine açılan Dolmabahçe Sarayı’nda Mustafa Kemal Atatürk’e ait onlarca hatıra bulunmaktadır.

Pazartesi ve Perşembe günleri haricinde her gün sabah 08.30, akşam 16.00 saatleri arasında açık olan Dolmabahçe Sarayı’nın bilet fiyatları ziyaret edilecek bölüme göre değişiklik göstermektedir. Dileyen ziyaretçiler “ortak bilet” alarak tüm bölümleri ziyaret edebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder